Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanlarının bu başvurusu gündeme alınmamış ve AKP oy birliği ile değil oy çokluğu ile ben kendi anayasamı yaparım mantığını güderek 6 akademisyenden oluşan bir anayasa hazırlama ekibi oluşturarak anayasa siparişi yoluna gitmiştir. Bu ekibin tasarladığı anayasa gündemde baya zaman kalmış fakat gelen yoğun tepkiler karşısında AKP bu anayasa taslağını geri çekmiştir.
Genel Seçimlere bir yıl kala da AKP hazırladığı kendi anayasa değişiklik taslağını TBMM başkanlığına fırınlanmış imzalar ile sunarak bir skandala daha yol açmıştır. AKP Grubu olarak fırınlanmış imzaların tespit edilmesinden sonra ilk taslak geri çekilmiş ve yeniden imzaya açılarak anayasa değişikliğinin tekrar gündeme alınması sağlanmıştır.
Bu süreçte de mecliste grubu bulunan partiler AKP Grup Başkan Vekilleri tarafından ziyaret edilerek hazırlanan anayasa değişiklik taslağının üç gün içinde incelenerek kendilerine cevap verilmesi istenmiştir. Burada AKP kadrolarının atladığı ayrıntı demokratik ülkelerde ve demokrasiyi özümlemiş toplum ve kadrolarda anayasa değişiklikleri oy çokluğu ile değil oy birliği ile yapıldığıdır. Kendi hazırladıkları anayasa değişikliği metnine diğer partileri üç gün içinde cevap vererek katılıp katılmayacaklarını sormak ve kendilerinden herhangi bir katkı almamaya kusura bakmasınlar ama anaokulu çocukları bile güler. Bu Şam kurnazlığından başka bir şey değildir.
Milliyetçi Hareket Partisi bu kadar Şam kurnazlığına rağmen yinede anayasa değişikliği teklifinden kaçmamış ve tüm partilerin temsilci vereceği bir uzlaşı komisyonunun kurulması ile seçime kadar yeni bir anayasa oluşturulmasını ve seçimden sonra oluşacak yeni meclis tarafından da bu anayasanın yasalaştırılmasını teklif etmiştir. Fakat ben oy çokluğu ile kendi anayasamı yaparım diyen AKP kadroları bu teklifi değerlendirmeye dahi almamıştır.
Bu süreçlerden geçerek TBMM Genel Kuruluna gelen anayasa değişiklik taslağı içindeki 2-3 madde dışındaki maddeler sadece makyaj malzemesidir. Bu taslaktaki asıl önemli maddeler;
1) Anayasa Mahkemesinin yapısı değiştirilerek önümüzdeki süreçte AKP kadrolarının yüce divandan kaçabilmelerinin ön hazırlığı yapılmakta,
2) HSYK’nın yapısını değiştirilerek “Kürt açılımının” altyapısının hazırlanması amaçlanmakta,
3) TBMM Genel kurulundaki oylamalar esnasında 330 oyu bulamayarak taslaktan düşen parti kapatmaları ile ilgili madde,
4) 12 Eylül cuntacılarının yargılanmasının önünü kapatan geçici 15. maddedir.
Milliyetçi Hareket Partisi kadrolarının anayasa değişikliğine “H A Y I R ” diyerek en çok suçlandığı geçici 15. madde ile ilgili gerçeklere gelince bu maddenin kaldırılması 12 Eylül Darbecilerinin yargılanmasının önündeki engeli anayasa açısından kaldırıyor. Ancak bu maddenin kaldırılması darbecilerin yargılanmasına yeterli olmayacak. Çünkü 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önündeki en büyük engel zaman aşımı olarak görülüyor. Darbeciler hakkında istenecek en ağır ceza ‘’Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’’suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olabilecek. Eski Türk Ceza Kanunu’na göre bu suç 20 yıllık dava zamanaşımı süresine tabiydi. Zamanaşımını kesen bir işlem olduğunda bu süre 30 yıla uzuyordu.Yeni TCK’da zamanaşımı süresi 30 yıla, kesen işlem olduğunda da 45 yıla çıkarıldı. TCK’nun 7/2 maddesi “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmünü içermektedir. Yani Eski TCK sanıkların daha lehine olacağı için dava 20 yıllık zamanaşımına tabi olacak.
Milliyetçi Hareket Partisi geçici 15. maddenin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri esnasında 12 Eylül darbecilerinin zaman aşımından faydalanarak yargılanmaktan kurtulmanın yolunu kapatmak için iki Grup Başkan Vekilinin imzası ile bir önerge verdi. Bu önerge ile geçici 15. maddeden yargılanacak olanların zaman aşımından kurtulmalarının önüne geçilmek istenmekte idi. Önergenin içeriği anayasa değişiklik taslağı yasalaştıktan sonra yürürlükten kalkacak olan 15. maddenin kapsadığı suçları işlemiş olanların zaman aşımı süresinin yürürlük tarihten itibaren başlanması ve kimsenin zaman aşımından faydalanarak hesap vermekten kaçmaması idi. Fakat bu önerge TBMM Genel kurulunda MHP ve CHP milletvekillerinin kabul oylarına karşılık, AKP milletvekillerinin ret oyları ile kabul edilmedi.
Ayrıca AKP’nin en yetkili kişilerinden biri olan Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu Geçici 15.maddenin kaldırılmasının hukuki bir sonuç doğurmayacağını açıkça belirtmiştir. Bu değişiklik hukuksal sonuç doğurmayan diğer değişiklikleri kamufle etmek için kullanılan sanal bir düzenlemedir. Üstelik Yargılanmalarının önünde hiçbir engel olmayan 28 Şubat post modern darbecilerinin yargılanması için hiçbir adım atmayan AKP’nin bu adımı halkı kandırmaya yöneliktir.
İspatına gelince AKP Genel Merkezi “ANAYASA değişiklik paketi ile ilgili Soru ve Cevaplar” adı altında Temmuz 2010 tarihinde AKP Tanıtım ve Medya başkanlığı tarafından bir kitapçık bastırarak tüm teşkilatlarına göndermiş ve genel merkez resmi web sitesinde bu kitapçık sanal ortamda da yayınlamıştır.
Bu kitapçığın 36. sayfasındaki Soru 10 diye başlayan bölümü kopyala yapıştır şeklinde sizlerle paylaşmak isterim;
“soru10
Anayasa değişikliği ile 12 Eylül 1980 darbesi’nin failleri ve yardımcıları yargılanabilecek mi?
cevap10
Anayasa’nın geçici 15. maddesi 12 Eylül darbecileri’ni, onların tercihi ile oluşan Danışma Meclisi üyelerini ve Milli Güvenlik Konseyi’nin iş başına getirdiği hükümetleri yargılanamaz ve hesap sorulamaz hale getirmiştir.
Darbelerin tipik bir geri kalmışlık göstergesi olduğu, medeni ve kalkınmış ülkelerde darbenin adının bile itici olduğu bilinmektedir. Hukukun üstünlüğüne dayalı devletlerde “yapanın yanına kâr kalması” söz konusu değildir. Amaç geçmişin acılarını deşmek ve bu güne taşımak değil, günden ders çıkararak, günümüzde ve yarınlarda yeni yanlışlıkların yapılmasına ve acı çekilmesine mani olmaktır.”
Şimdi sormak isterim bu cevap bölümünde veya AKP kadrolarının kendi teşkilatlarına dağıttıkları bu kitapçığın herhangi bir yerinde 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulacağı ve yargılanacakları metni var mıdır? Yok ise neye göre televizyon ekranlarında AKP kadroları ve yandaşları 12 Eylül darbecilerinin yargılanacağını söylemektedirler.
Kendi kadrolarına dahi bu sözü veremeyen AKP üst yönetimi 72 milyon Türk vatandaşının gözünün içine baka baka yalan söylüyor. RTE ve AKP kadroları son çırpınışları olarak AKP Grup toplantısında timsah gözyaşları akıtmışlardır. Bir insan düşünün ki 30 yıl hem ülkücü, hem de sosyalist duygularının dışa vurumunu gizleyebilmiş ve bir anda 12 Eylül oylamasına 2 ay kala bu duygular depreşmiş ve kameraların önünde etna yanardağı gibi bu duygular patlamış sonuş olarak da göz yaşları sel olup akmıştır.
Tüm bu kandırmaca, yalan, entrika ve dış güdümlü Bizans oyunlarını bozmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin misakı milli sınırlarını ilelebet korumak ve ayrışmaların karşısında dim dik durmak için bizler Milliyetçi Hareket Partisi kadrolarının ve tabanının 12 Eylül açılım anayasası oylamasındaki oyu net ve top yekün “ H A Y I R ”dır.
Ne Mutlu T Ü R K Ü M diyene…
